İş görüşmesinde adayı çıldırtan sorular
Türkiye Personel Yönetimi Derneği PERYÖN’ün iki ayda bir yayınlanan dergisi PY, Yenibiriş.com, Kariyer.net ve Secretcv.com işbirliği ile adaylara sordu: Mülakatta sorulmasından hoşlanmadığınız 3 soru nedir? 2.270 kişinin katıldığı ankete göre adaylar başta “Neden siz/biz” olmak üzere ‘neden’ ile başlayan tüm sorulardan nefret ediyor: Neden bizi seçtiniz? Neden sizi seçelim? Önceki işinizden neden ayrıldınız? gibi. Adaylar ayrıca özel hayatları ve aileleri ile ilgili sorulardan, ne kadar ücret talep ettiklerine ilişkin kurumsal olmayan sorulardan hiç hoşlanmıyor.
En sevdiğiniz renk? Eşiniz kıskanç mı? Saçlarınız boya mı, neden? Kuş olsanız nereye konardınız? gibi sorular ise adayları çıldırtan sorulardan bazıları. İşte adayların anlamsız, yersiz, gereksiz, sıradan buldukları sorular.
‘Neden’le başlayan sorular
İş mülakatlarının vazgeçilmezleridir ‘neden’ ile başlayan sorular…
• Neden bizimle / firmamızla çalışmak istiyorsunuz?
• Neden x okul / bölüm / işi / mesleği / iş alanı / sektörü seçtiniz? (Özellikle aday farklı bir öğrenim dalından mezunsa bu soru daha rahatsız edici oluyor.)
• Neden sizi seçelim? (Bu sorunun farklı versiyonları da var: Siz olsaydınız sizi işe alır mıydınız?
Bize ne katabilirsiniz? Sizce diğer adaylardan neden daha iyisiniz? vb.)
• Daha önceki işinizden neden ayrıldınız?
Ankete katılanlar temel olarak bu kadar ‘neden’ sorusunun aslında çok basit bir cevabı olduğunu belirtiyor: Çünkü işe ihtiyacımız var! İş arayanların çok fazla seçme şansı yok, uzun süredir iş arıyorlar, bu yüzden işe başvururken hangi firma, sektör ya da iş alanı olduğu çok önemli olmuyor. Önce ‘iş’ geliyor.
“Neden sizi seçelim?” sorusunu da yanıtlamak istemiyorlar, çünkü bu sorunun yanıtını mülakatı yapan kişinin verebileceğini düşünüyorlar. Bunun nedeni, işi ve firmayı onlar kadar iyi bilmedikleri için hangi özellikleriyle bu işte fark yaratabilecekleri konusunda pek fikirleri olmaması.
“Önceki işinizden neden ayrıldınız?” sorusunu yanıtlasalar da karşı tarafın kendilerine inanmadığını düşünüyorlar. Zaten bu sorunun eski firmalarına da sorulduğuna ve oradan gelen yanıtın dikkate alındığına inanıyorlar.
5/ 10/ 20 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?
Hedefiniz nedir? Kariyer beklentiniz nedir?.. Bu tür sorular özellikle iş hayatının başında olan adayların mülakatta sorulmasından hoşlanmadıkları soruların başında geliyor. Başvurduğu iş hakkında anlatılanlar dışında bir fikri olmayan aday 5 yıl sonrasını tahmin etmekte zorlanıyor. Yanıt olarak “Sizin yerinizde olmak istiyorum, bu işyerinin genel müdürü olmak istiyorum” gibi iddialı yanıtlar veriyor. Bu soruyu cevaplarken akıllarındakini değil uygun olduğunu düşündükleri yanıtı vermeye çalışıyorlar. Dürüst davranamamak onları rahatsız ediyor.
Kendinizi 3 kelimede anlatın!
• Kendinizi tek kelimede / 3 kelimede / 10 kelimede anlatın.
• Değiştirmek istediğiniz, beğendiğiniz-beğenmediğiniz 3 özelliğiniz nedir?
• 3 iyi 3 kötü, zayıf-güçlü özelliğinizi, huyunuzu söyleyin.
• Arkadaşlarınıza sorsak sizi nasıl tarif eder? gibi adayın kendisi ve karakterine yönelik sorular adayları farklı nedenlerden rahatsız ediyor. Öncelikle rakamın anlamını merak ediyorlar, “niye 5 değil de 3 özellik” diye soruyorlar. Zaten bu rakam kişiden kişiye değişiyor. “İnsanın kendini seçtirme ve beğendirme çabası içinde olduğu bir ortamda bu soruya objektif cevap verilmesinin beklenmesine” anlam veremiyorlar. Özgeçmiş mülakat yapan kişinin elindeyken bu soruların sorulması da anlamsız bulunuyor. “Hangi dili biliyorsunuz, nereden mezun oldunuz?” gibi özgeçmişte bire-bir yazan bilgilerin bir de mülakatta sorulması gereksiz ve sıkıcı bulunuyor. Bu sorularının yanıtlarının da dinlenmediğini düşünüyorlar.
Ne kadar ücret talep ediyorsunuz?
“Kendinden bahset, anlat bakalım, senin ne işin var burada?” gibi mülakatçının senli-benli dil kullanması da adayların tepkisini çekiyor, iş ciddiyeti ile bağdaştırılmıyor ve profesyonel bulunmuyor.
Adaylar, özgeçmişi masada dururken “Kendinizden bahsedin” denildiğinde afallıyor. “5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?” sorusu için henüz çok genç olduğunu düşünüyor. “Ne kadar ücret istiyorsunuz?” sorusunu hiç kurumsal bulmuyor.
Adaylar kendilerine verilecek ücretin burada yazdıklarına göre mi belirleneceğini merak ediyor. Firmanın bu iş için öngördüğü bir ücretin mutlaka olduğu, bu sorunun sadece bir eleme aracı olarak kullanıldığı düşünülüyor. Bu yönüyle soru saçma ve moral bozucu bulunuyor. Firmanın “X kadar maaş veriyoruz, size uygun mu?” diye sorması bekleniyor ve bunun daha kurumsal olacağı düşünülüyor.
Babanız ne iş yapıyor?
Mülakatta adayların ne işe yarayacağını anlayamadığı ve rahatsız olduğu soruların önemli bir bölümünü de özel hayata dair sorular oluşturuyor. İşe alınan kendileri olduğu halde aileleriyle ilgili “Nerelisiniz? Evli / nişanlı mısınız? Kız / erkek arkadaşınız var mı? Yalnız mı yaşıyorsunuz? Çocuk düşünüyor musunuz? Anneniz / babanız / eşiniz / kardeşiniz ne iş yapıyor? Babanız emekli mi? Eviniz size mi ait?” gibi soruların neden sorulduğunu anlayamıyorlar.
Ayrıca az sayıda da olsa siyasi görüşlerin, cinsel eğilimlerin, dini inançların (oruç tutar mısın, namaz kılar mısın), mezhebin, aday örtülü ise “İşe alınırsanız başınızı açar mısınız?” gibi soruların sorulduğunu da ifade ediyorlar. Adayların rahatsız olması bir yana ayrımcılığa dayalı bu tür soruları soran İK uzmanlarının olması meslek sahipleri için de önemli bir soru işareti olarak görünüyor.
Adayların en çok rahatsız olduklarını dile getirdikleri sorular arasında daha önce çözdüğünüz bir problemi nasıl çözdüğünüzü anlatın, hayattaki en büyük başarınızı anlatın, tanımlanan bir durumda ne yapardınız gibi rol model soruları, bu ücreti, bu yoğun tempoyu kabul edebilecek misiniz gibi göz korkutmaya dayalı sorular yer alıyor.
Adayların içinden geçip de söyleyemedikleri:
• 5 yıl sonra nerede olacaksın?
Ne bileyim ben, müneccim miyim? Rüzgar nereye eserse… 5 dakika sonra nerede olacağımı bile kestiremezken 5 yılı kestirmek pek de kolay değil.
• 3 iyi ve 3 kötü özelliğinizi söyleyiniz.
Niye 3 ve bunlardan ne çıkaracaksınız?
• Kendinizden bahsedin.
Nereden başlamam gerekiyor acaba?
• Bu işi yapabileceğinize inanıyor musunuz?
İnanmasam burada işim ne? Niye yapamayalım, yapanlar varsa yapılabilecek bir şey demektir.
• Bizi tercih etme sebebiniz nedir?
Bir sebebi yok, çalışmam gerekiyor.
• Sizi neden tercih edelim?
Bu sorunun cevabını sen bul diye maaş veriyorlar sana değerli İK yöneticisi…
• Şirket ve pozisyondan beklentiniz nedir?
Maaşlar zamanında yatıyor mu?
• Evli misin, askerliği yaptın mı?
Sanki evli değilsem kızını verecek.
• Hayattaki en büyük başarınız nedir?
Yeni mezun veya işsiz bir insan için en büyük başarı hayatta kalmak, daha ne olsun.
• Endüstri mühendisliği sizce nedir?
Kimse bilmiyor ki!
• En son işinizden neden ayrıldınız?
Mutsuzdum ki ayrıldım.
• İşe alındığınızı varsayalım, parası yüksek bir iş bulunca hemen ayrılır mısınız?
Yok ömür boyunca nikahlı kalacağız sanki. sen kendi işini yaptırmak için kendin için en iyi ameleyi seçiyorsun, ben de kendim için en iyi olanı seçeceğim elbette.
Adayları çıldırtan sorular
• Kuş olsaydınız nereye konardınız?
• Kahramanlarınız kimlerdir?
• En sevdiğiniz renk nedir?
• Eşinizin ilk eşi misiniz?
• Eşiniz kıskanç mı?
• İnsan olmasan ne olmak isterdin?
• Vizyonunuz / misyonunuz nedir?
• En korktuğunuz şey nedir?
• Kendinizi bir hayvana benzetseniz ne olurdunuz?
• Şu anki ruh haliniz nasıl?
• Saçlarınız boya mı? Neden bu renk?
• Elinizde sihirli bir değnek olsa neyi değiştirmek isterdiniz?
• Tarihte önemli bir kişilik olmak isteseydiniz kimi olmak isterdiniz?
• Tenis topu neden tüylüdür?
• Mevlana mı, Şems-i Tebrizi mi?
• Sizin için özel değilse boşanma nedeniniz?
• Patronla yemeğe çıkar mısınız?
• Anne ve babanız nerede tanışıp evlenmişler?
KAYNAK: PY Dergisi
Klişe sorular bireysellikten uzak
Avrupa ve Amerika’da özellikle ayrımcılık olarak algılanacak sorular konusunda oldukça titiz davranılırken, hatta özgeçmişlerde cinsiyet, yaş ve fotoğrafın olmaması savunulurken, Türkiye’de durum biraz daha farklı. Türkiye’de mülakatlarda kültürel yapının etkisi ile sorulan sorular da var. PERYÖN Yönetim Kurulu Başkanı Selen Kocabaş, bunların özellikle kadınların iş hayatı ile ilgili kısıtlarını anlamaya yönelik sorular olduğunu söylüyor: “Seyahat engeli olmak, mesai saatlerine uyum konusunda esneklik gibi konularda sorular soruluyor. Ayrıca kişinin yaşam standardı beklentisini anlamaya yönelik de sorular kişinin ücret beklentisini anlamak adına sorulan sorular arasında. Oturulan yer, birlikte oturduğu kişiler ve kişilerin nerede çalıştıkları, medeni hali, çocuk sayısı, vb. gibi sorular soruluyor” diyor.
Borusan Genel Müdür Yardımcısı ve PERYÖN Yönetim Kurulu Üyesi Semra Akman, günümüzde işe alım sürecinde klişe olarak değerlendirilen soruların da adaylar tarafından olumsuz karşılandığını söylüyor: “‘5 yıl içinde kendinizi nerede görüyorsunuz?’ benzeri sorulara verilecek cevapların bireysellikten ve ayırt edicilikten uzak, yapılandırılmış olmaları nedeniyle biz de mülakatlarımızda benzer soruları referans almamaya çalışıyoruz. Fakat bazı adayların görüşmelerde yöneltilen standart sorular karşısında oldukça ayırt edici ve ayrıştırıcı cevaplar verebildiğini de gözlemlediğimiz zamanlar olabiliyor” diyor.
İş görüşmelerinde amacın adayı sorugulamak değil, kişinin güçlü yanlarını ortaya çıkarmak olduğunu söyleyen Akman, “Bu doğrultuda ilgili adayın yaşantısı ve iş hayatına dair somut örnekler üzerinden aktaracağı deneyimler bir mülakatın en önemli içeriğini oluşturuyor. Borusan Grubu olarak sosyal sorumluluk projeleri ile sanata, kültüre, eğitime değer veriyoruz. Birlikte çalıştığımız kişilerde de bu doğrultuda Borusan bakış açısının, derinliğinin, farkındalığının, hassasiyetinin oluşmasını tercih ediyoruz. Bu nedenle mülakat sırasında adaylarımızın sanata, müziğe vb. gibi sosyal alanlara olan ilgilerini ve Borusan’ın bu konularda yapmakta olduğu girişimlerin, projelerin kendilerinde yarattığı izlenimleri de bizimle paylaşmalarını isteyebiliyoruz” diyor.
Sorulmaması gereken sorular ve cevapları
PERYÖN eğitmen ve danışmanı Dilek Uçay, mülakatlarda ne sorulması ve sorulmaması gerektiğini ve bu sorulara nasıl cevap verilebileceğini özetliyor. Uçay, aşağıdaki düşünce odaklı soruların sorulmaması gerektiğini, bu soruların doğru şekillerinin nasıl olduğunu sıralıyor:
SORMAYIN: ZAYIF YÖNLERİNİZ NELERDİR?
Bu soruya verilmesi önerilen cevap: “Zayıflıklarınızı minimum şekilde gösterip güçlü yönleriniz üzerinde odaklanın. Kişisel özelliklerinizden değil, profesyonel anlamda size yardımı dokunacak çalışmalarınızdan bahsedin. Örneğin: “İletişim konusunda yeteneklerimi geliştirmek için daima çalışırım, hatta bu konuda bana çok yardımcı olan profesyonel gruplara bile katıldım.’’
DOĞRU SORU: İşinizin en heyecanlı/ keyifli yönüne bir örnek verebilir misiniz? / İşinizin en sıkıcı tarafı neydi? Bir örnek verebilir misiniz?
SORMAYIN: NİÇİN SİZİ İŞE ALMALIYIZ?
Bu soruya cevap olarak deneyimlerinizi özetleyin. Örneğin, son beş yılda finansal endüstri alanında kendimi çok geliştirdim ve çalıştığım firmaların tasarruflarını arttırdım. Sizin firmanızda da büyük değişiklikler yapabilir ve takımınız için harika bir üye olabilirim.
DOĞRU SORU: Bugüne kadar çalıştığınız işyerlerine yaptığınız en büyük veya en değerli katkıyı nasıl tanımlarsınız?” Detay isteyin, ayrıntılara dikkat edin, ilave sorular sorarak gerçek deneyimi ortaya çıkartın.
SORMAYIN: NİÇİN BURADA ÇALIŞMAK İSTİYORSUNUZ?
İş görüşmesinde karşınızdaki kişi sizden sadece özgeçmişinizde bulunanları ve sadece açık bir pozisyon olduğu için onlarla çalışmak istediğinizi duymak istemez. O nedenle bu soruya örnek olarak şöyle bir cevap verilebilir: “İlkeleri benim değerlerimle uyuşan, çalışmaktan zevk alabileceğim birkaç ana firma belirledim ve siz de bu listemin en üstünde yer alıyorsunuz.”
DOĞRU SORU: Daha önceki işyerinize girmenizde etkili olan neydi? O pozisyona başvurmaya nasıl karar vermiştiniz? Size başvurusunda paralellikler varsa bunları ortaya çıkartın karar verme tazını fark edin.
Adayın; Karar verme, iş yapma, ilişki geliştirme, kendini ifade etme tarzının kurumunuzun tarzına ne ölçüde uyduğunu tespit edecek sorular sorun.





