Prof. Dr. Yorgo İstefanopulos. Işık Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı. Boğaziçi Üniversitesi’nde 33 yıl hocalıktan sonra, 6 yıldır Işık Üniversitesi’nde. “Hocam bizim ailede hep sizden konuşuyoruz, siz bizim aileden birisiniz” demesi üzerine oturup yarım saat ağlayacak duygusallıkta, başka hocaların dersine girip ders dinleyecek mütevazılıkta, rivayete göre New York telefon defterini ezbere bilecek zekilikte, öğrencilerin Yorgo Hocası…İşte gerçek bir efsane hoca öyküsü…

Pınar KARAHAN / Hürriyet KAMPÜS
pinar.karahan@hurriyet.com.tr

Sınavda öğrencilere sinirlenince “Vermemişse mabut, ne yapsın Sultan Mahmut” yazan, tamamen erkeklerden oluşan bir sınıfta Elektronik dersi anlatırken içeriye giren kız öğrencinin bir süre sonra “Burası Kimya dersi değil mi?” diye sorması üzerine tahtayı silip “Onu da anlatırız” deyip Kimya anlatmaya başlayarak öğrencilerini düldüren Yorgo Hoca, her fırsatta öğrencilerine tavsiyelerde bulunmayı ihmal etmiyor. 33 yıl Boğaziçi Üniversitesi hocalığının ardından, 2005 yılında Işık Üniversitesi’ne geçti. Boğaziçi Üniversitesi’nden kopuş bile 9 yılı bulmuş. Öğrencilerinin kendisine sürekli “Hocam siz benim hayatımı değiştirdiniz” dediğini anlatırken gözleri dolmaya başlıyor ve başlıyor anlatmaya…

Robert Koleji’ne tesadüfen girdi

1944 İstanbul doğumlu. Siz nereden geldiniz sorusuna cevabı hemen hazır; “Ben hep buradaydım, siz neredeydiniz? Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettiği zaman kimseyi kovmadı, benim ailem hep buradaydı” diyen Yorgo Hoca, tam bir İstanbul sevdalısı.

6 yaşında babasını kaybeden Yorgo İstefanopulos, ortaöğrenimini Zoğrafyon Özel Rum Lisesi’nde tamamladıktan sonra yüksekokul başvurularının yapıldığı zaman yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Babam vefat etmişti. Amerikan Robert Koleji paralıydı. Girmem mümkün değildi. Ben başka okullar için dilekçe hazırlarken arkadaşımın babası gördü. O zamanlar fotokopi falan yok. ‘Fazla dilekçe aldım gel sana da yazalım’ dedi”, onun sayesinde başvuru dilekçesi yazdım ve burslu olarak Robert Koleji Mühendislik Yüksekokulu giriş sınavını kazandım.”

Elektrik-Elektronik bölümünü seçen Yorgo İstefanopulos’a; neden bu bölümü seçtiniz, diye sorduğumuzda ise “En ilginç bölüm buydu. Kimya’yı da seviyordum. Hatta Kimya hocasına asistanlık yapıyordum. Geçen yolda Kimya hocamla karşılaştık, sarıldı bana; unutmamış, mühendislik öğrencisinin Kimya hocasına asistanlık yapmasını” diyor.

Robert Koleji’ni 2. olarak bitirdiğinde başına gelen komik olayı da anlatıyor Yorgo Hoca:

“Ben aslında okulu 2. olarak bitirdim. Fakat mezuniyet töreninde 1’inciyi ve beni, beraber 1’inci gibi ilan ettiler. Asıl 1’inci olan arkadaş, bozulup belgesini alıp sahneden inince ben sahnede kaldım. Gazetelere poz verdim. Öbür gün bütün gazetelerde ben çıktım.”

Mezuniyetten sonra ne yapacaksın, diye soranlara ise bir anda Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) okuyacağını söyleyen Yorgo İstefanopulos, arkadaşları “Seni kapısından bile içeri almazlar” demesine sinirlenir ve inat edip okula girmeyi başarır. “Fulbright Bursu kazanarak gittim, lisansüstü eğitimime. Çok zor okuldu. 5 üzerinden 4.9 ortalamayla bitirdim” diyor. Ardında 3 yıl MIT’de kalır.

Evim Boğaziçi’ydi

Türkiye’ye nasıl geri döndüğünü ve Boğaziçi Üniversitesi’nde hocalığa başlamasını da gözleri dolarak anlatıyor Yorgo Hoca:

“Prof. Dr. Şahap Yalçın, Boğaziçi Üniversitesi’nde hocaydı. O sıralar Robert Koleji, isim değiştirip Boğaziçi Üniversitesi olmuştu. ABD’ye geldiği bir sırada görüştük. Bana ‘Gelmek ister misin’ dedi. Hemen kabul ettim. Tam 33 yıl, Boğaziçi Üniversitesi’nde komisyonda çalıştım. Hocalık yaptım. Biyo-Medikal Enstitüsü’ne 12 yıl müdürlük yaptım. Fen Bilimleri Enstitüsü’ne Bağlı Disiplinler Arası Sistem ve Kontrol Mühendisliği Anabilim Dalını kurdum ve 20 yıl başkanlığını yaptım. 1985’te Mekatronik bölümünü önerdim, kimse inanmadı desteklemedi. Ben Makine, Elektik-Elektronik, Bilgisayar ve Endüstri Mühendisliği bölümlerinden dilekçe aldım, bölüm açılırsa destek oluruz diye. Hocası olmadan açtım bölümü. Evim Boğaziçi’ydi benim.”

Boğaziçi’den Işık’a geçiş

96 yılında Işık üniversitesi kurucu rektörünün Yorgo Hoca’yı arayıp “Mühendislik Fakültesini sen toparla, raporları hazırla gel!” demesiyle şaşkınlığa uğrayan Yorgo Hoca, Boğaziçi’nden ayrılmayı düşünmez, fakat “En azından yarı zamanlı gel” teklifine hayır diyemez ve Boğaziçi ile Işık Üniversitesi arasında 9 yıl mekik dokur. “Yarım gün geliyordum ama her şeye karışıyordum. En son 2005 yılında tamamen Işık’lı oldum” diyor. Boğaziçi Üniversitesi’nden ayrılırken konferans salonuna adı verilen Yorgo Hoca’nın adına bir de mezuniyetlerde verilmek üzere “Proje Ödülü” hazırlanır. Her yıl ödülü öğrenciye Yorgo Hoca verir. Işık Üniversitesi’nin ilk dersi olan Elektronik ve Bilgisayar bölümü öğrencilerinin ortak aldığı Cebir 1 dersini veren Yorgo Hoca, böylece 33 yıl sonra Boğaziçi’nden ayrılmış olur.

Unutulmaz veda

Boğaziçi Üniversitesi öğrenci ve çalışanları, Yorgo Hoca’yı uğurlarken görülmemiş bir tören hazırlamış. Yaptığı konuşmalarla farklılık yaratmayı başaran Yorgo Hoca, yine kimseyi şaşırtmaz, tören sonunda konuşma yaparak neden gittiğine açıklık getirir: “Bugün o kadar güzel şeyler duydum ki, eğer burada kalmaya devam etseydim ancak öldüğümde böyle bir tören hazırlayacak ve bu sözleri söyleyecektiniz. Ben duyamayacaktım.”

2005 yılında 2.000 kişinin katıldığı Boğaziçi Mezuniyet Töreni’ne konuşmacı olarak katılan Yorgo Hoca, o gün söyledikleriyle de hala hafızalarda… Tecrübeli Yorgo Hoca, “Büyük İskender, ‘Yaşamımı anneme, babama borçluyum. Güzel ve anlamlı yaşamı hocalarıma borçluyum’ demiş. Şimdi lütfen kalkın anne babanıza şükranınızı onları alkışlayarak gösterin. Sonra hocalarınızı alkışlayın. Şimdi de isterseniz beni alkışlayın…” diyerek öğrencilere ailelerinin göz yaşları arasında güzel bir anı daha bırakır.

Demirbaş numaranıza bakayım!

Hocalık hayatı boyunca unutamadığı bir çok anısı olduğunu söyleyen Yorgo Hoca, aklına ilk gelenleri bizlerle paylaşıyor:

“1974’te Kıbrıs Harekatı’nın olduğu Ağustos sonuna doğru oradaki öğrenciler, Türkiye’ye getirildi. Danışmanlık yapacak birini arıyorlardı, bana söylediler kabul ettim. Öğrenciler önce öğrenci işlerine gittiler, orada Yorgo adında bir görevli çalışıyordu. Sonra danışman olarak bana geldiler ben de Yorgo… Rumlardan kaçarken Rumlara yakalandılar anlayacağınız. Sonradan; ilk başta şaşırdıklarını, sonra ise çok memnun olduklarını da söylediler. Bir keresinde de ABD’ye gidip gelen bir öğrencim ziyaretime geldi ve sırtıma baktı, ‘Ne oldu?’ dedim. ‘Demirbaş numaranıza bakayım, hep buradasınız da!’ dedi.”

“ANNE BABAMIZ KADAR DEĞERLİDİR

Eray Taş (Işık Üniversitesi MMF Fakültesi Endüstri Mühendisliği 3. sınıf):

Yorgo Hoca, sorun çözücü bir hoca. Çok babacan ve sıcak davranıyor herkese. Rahatça kapısını çalıp, içeriye girip derdimizi anlatabiliyoruz. Ders seçimi sırasında 3 kez yanına gittim, ona danıştım, elinden gelen yardımı yaptı.


Gülşah Alperen (Işık Üniversitesi MMF Fakültesi Endüstri Mühendisliği 3. sınıf):

Anlatığı hikayelerle etkiliyor herkesi. 10 Kasım günü ailesi ve Atatürk ile ilgili anılar anlattı. Dersleri de bu şekilde işlediği oluyor. Sorunlarımızı çözmek için çok uğraşıyor. Esprili davranması sayesinde biz de rahat konuşuyoruz. Çekinmiyoruz.


Murat Öğmeli (Işık Üniversitesi MMF Fakültesi Endüstri Mühendisliği 3. sınıf):

Gerçekten efsane bir hoca, Yorgo Hoca. Dışarıda da çok rahat görüştüğümüz bir hoca. Başka üniversitelerde dekanın yüzünü bile göremezsiniz. Yorgo Hoca, hiçbir zaman öğrencilerden uzak durmuyor.


Murat Keleş (Boğaziçi Üniversitesi mezunuzu):

Gördüğüm her yerde hocamın eline ayağına kapanırım. Benim gibi yapmayanların aklına gelmediği için yapmamışlardır. Bazı hocalar tarih anlatır, bazıları elektrik, bazıları edebiyat… Yorgo Hoca, hayatı anlatıyor. Ondan dürüst çalışmayı, kendimize güvenmeyi, değer vermeyi, saygı duymayı öğrendik. Bizi biz yapan hocamızdır. Onun hakkını ödeyemeyiz. Anne babamız kadar değerlidir.

“Öğrencilerime iyi mentorluk yaptığımı düşünüyorum” diyen Yorgo Hoca, bazen dersi kesip vaaz vermeye başladığını öğrencilerine “Yarın iş hayatına atıldığınızda sakın çalmaya tenezzül etmeyin” dediğini söylüyor. Öğrencilerle okul dışında da sürekli görüştüğünü söyleyen Yorgo Hoca, “Sosyal hayatım çok renklidir” demeyi de ihmal etmiyor.
 ,
YORUMLAR (0)